MUTLU ÇOCUKLAR SINIFI
SİTEMİZ 4 YAŞINDA...

MUTLU MEKTUPLAR

MUTLU MEKTUPLAR - 2

ANNELERİMİZE MUTLU ÇOCUKLARDAN ANLAMLI SÜRPRİZ..


Öğrencilerimiz mektuplar yazarak Annelerinin Anneler Gününü kutladılar.





Mektupları postaneye giderek annelerine gönderdiler.






Aynı gün fotoğrafları siteye eklemek isteyen öğretmenimize "Öğretmenim bekleyin,mektuplar sürpriz olsun,daha sonra eklersiniz" diyerek farklarını ortaya koydular.



İşte mektupları gönderdiğimiz andan görüntüler









SİTEMİZDE BİZLERLE SÜREKLİ PAYLAŞIMDA BULUNARAK DESTEK VE KATKISINI ESİRGEMEYEN SINIF BABAMIZ MUSTAFA ABİMİZ'DEN SON YAZILARIMIZLA İLGİLİ GÜZEL DÜŞÜNCELER...
 


Bu nostaljik yazı bir anda beni çocukluğuma götürdü. her iki dönemdede yaşamanın hazzı bir başka. Bir yanda bilişim çağından uzak bir yanda ise tüm doğallıktan uzak hatta bazı kesimler diyecekki hayatın yaşamanın en kolay zamanı şimdi. Tabi her şey elinin altında, elektronik mutfak aletleri plazmalar, bilgisayarlar lüks otomobiller, güzel kıyafetler, kuyrukların olmadığı, her şeyin en kaliteli olduğu dunemde yaşamak güzel gibi görünüyor ve yaşıyoruzda. ama gerçek şuki 0 70 li yıllar en doğal yaşam tarzı olan arkadaşlıkların çok sıcak olduğu, aile dostlarının mükemmel olduğu, yediğimiz yiyeceklerin kıtta olsa müthiş doğal olduğu, akrabalık bağlarının kuvvetli olduğu, misafirliğe gidildiğinde dizyada filmler değilde dostlukların konuşulduğu eğlenceli sohpetlerin olduğu, tv nin ilk çıktığı zamanlarda dıııt sesini bir saat beklediğimiz zamanların, çocukken yalın ayak eski büskü elbiselerle en tatlı oyunların oynandığı, kavga bile olsa karşı tarafın çocuğu yada ailesine çıkışmak yerine kendi çocuğunda suç aranılan zamanların, daha sayamadığım tüm tadların yaşandığı o yılların dahada renkli ve dahada güzel olduğunu o yılları yaşamış biri olarak garanti verebilirim. Gerçekten mükemmel duygular. Tba iyaşayanlar bilir bu tadı. Şimdi o zamanı kendi çocuklarıma anlattığımda hatta onlar bu yazıyı okuuklarında yaşamadıkları için anlam veremiyorlar hatta öylesine bakıyorlar. Teşekkür ederim Mustafa hocam bu duyguları yeniden hatırlatıp bize yaşattığın için.

M.DEMİR

KİM YAZMIŞ BİLMİYORUM AMA AŞAĞIDAKİ YAZIYI OKUYUNCA BİZ NİYE MUTLUYDUK? SORUSUNUN CEVABINI BULMAK MÜMKÜN...

Bundan çoook eski olmayan zamanlarda  70’li ya da 80'li yıllarda büyüdük. Nasıl oldu da HAYATTA KALMAYI BAŞARDIK, bilemiyorum.  Ama , o zamanlarda henüz; arabaların emniyet kemerleri, kafalıkları ve kesinlikle hava yastıkları  yoktu. Arka koltuk tehlikeli değil de EĞLENCE- LİYDİ.
  Bebeklik karyolalarımız ve oyuncaklarımız renkliydi. Ya da en azından kurşunlu, muhtelif zehirli maddelerle boyanmıştı. Prizlerin, araba kapılarının, ilaç kutularının ve kimyasal ev temizlik maddelerinin üzerinde çocuk kilitleri yoktu.
  Steril pet şişelerden değil de bahçe hortumundan ya da muhtelif çeşitli kaynaklardan SU İÇİLEBİLİYORDU.
  Kasksız da bisiklete biniliyordu. Oyun oynamaya çıkmanın tek koşulu hava kararamadan eve dönmekti. Cep telefonumuz da yoktu. İnanılmaz gibi ama hiç kimse nerelerde gezdiğimizi bilmiyordu. Bir sürü yara beremiz, kırılmış ke-miğimiz, kafamız ve de dişimiz vardı. Fakat HİÇBİR ZAMAN BİRİLERİ BU YÜZ -DEN MAHKEMEYE VERİLMİYORDU. Kendimizden başka sorumlu aranmıyordu.
    Okuldan öğlen yemeği için evimize geliyorduk.Bolca tatlılar, tereyağlı ekmekler yiyorduk ve gerçek şekerli içecekler içiyorduk. Hiç de kilo sorunu -muz olmazdı. Çünkü, hep dışarıda oynardık aktif olarak. Üç dört çocuk bir limonatayı paylaşabiliyor, aynı bardaktan içebiliyorduk. Ve kimse de bu yüzden ölmüyordu.
  Playstation, x bokses, bilgisayar oyunlarımız, kablolu tv yayınımız, dört bin kanallı çanağımız, dolyb surround,  MP4 ümüz, 3G cep telefonumuz, lap topumuz, internette chat odalarımız YOKTU. Onun yerine BOLCA ARKADAŞ -LARIMIZ vardı.
  Yürüyerek veya bisikletle uzakta oturan bir arkadaşımızın evine gidiyor -duk. Kapıyı çalarak hatta çalmayarak içeri girip onu da OYUN OYNAMAYA çağırabiliyorduk.
 Evet, dışarıda, o korkunç dünyada ! Korumamız olmadan ! Nasıl mümkün olabiliyordu bu ?
  Tek kale maç yapardık ve birisi takıma alınmadığında psikolojik travma oluşmuyordu, kıyametler kopmuyor, dünyanın sonu da gelmiyordu.
  Bazı öğrenciler, diğerleri gibi başarılı değildi ve bu yüzden de sınıfta kala -biliyordu. Fakat bu yüzden  kimse psikologa ya da pedagoga gönderilmiyor -du. Kimsede disleksia, konsantrasyon sorunu veya hiperaktivite yoktu. Basitçe o okul yılını tekrarlıyordu.
  Özgürlüğümüz, üzüntülerimiz, başarılarımız ve görevlerimiz vardı. Mahalle -mizin sevinci sevincimiz, üzüntüsü üzüntümüz olurdu.
PAYLAŞMA, DAYANIŞMA ve de YARDIMLAŞMA duygularımız daha ölmemişti.
  Ve bunlarla YAŞAMAYI öğreniyorduk. Nasıl oldu da bütün bunlara rağmen hayatta kalmayı BAŞARDIK ?
  Ve daha da önemlisi ; kendi kişiliğimizi bu koşullar altında nasıl oldu da GELİŞTİREBİLDİK ?
  İşte BİZİM KUŞAK böyle yetişti. Yaşıtlarımız geçmişini ANIMSASIN…
  ŞİMDİKİ KUŞAĞIN, geçmişteki yaşantımız hakkında bir FİKRİ OLSUN…
  Gerçi, büyük bir olasılıkla bizim yaşama biçimimizi monoton, can sıkıcı bulacaklardır. Ama biz ; ÇOK GÜZEL VE MUTLU YAŞADIK değil mi ?

AŞAĞIDA SEMBOLİK TEŞEKKÜR MEKTUPLARI YER ALMAKTADIR.ÖNEMLİ OLAN BU MEKTUPLARI HAK ETMEKTİR.BÜTÜN ANNE BABALARIMIZIN BU MEKTUPLARI HAK ETTİĞİNE İNANIYORUZ.

MEKTUPLARI OKURKEN HER CÜMLENİN SONUNA BİR SORU İŞARETİ KOYUP KENDİ ANNELİĞİMİZ VE KENDİ BABALIĞIMIZA DIŞARIDAN BİR BAKALIM...


---ANNELERİMİZE SEMBOLİK TEŞEKKÜR---

SEVGİLİ ANNECİĞİM
Daha karnındayken benimle konuştuğun ve bana arkadaşlık ettiğin için,"Doğduğun gün hayatımın en güzel günüydü."dediğin için ,Pişiklerimi pudralayarak beni rahatlattığın için,Kocaman sarılmaların ve öpücüklerin için,Ben öğreninceye kadar sonsuz kere "anne... anne...anne..."yi tekrarladığın için,Gömleğimin kollarını kullanmayayım diye burnumu silmek için elinde bir mendille peşimde koştuğun için,Daima "Neden? Neden?Neden?" sorularını sormamı teşvik ettiğin için ,Piyeste söylemem gereken tek satırı unutunca, seyirciler arasında oturduğun yerden fısıldayarak hatırlattığın için ,Harika gülümsemelerin için ,"Benim en iyi arkadaşım" olduğun için ,Bana güvendiğin için ,uzaktan seven bir anne olmadığın için,Hasta olduğum günlerde bütün gece başımda beklediğin için, Benimle güldüğün ,benimle ağladığın için,"Seni seviyorum" dediğin için,"Ben sana söylediğim !"lerini dilinin ucuna gelse de yuttuğun için ,Üniversiteyi kazanıp uzaklara gittiğimde,gözyaşlarını gizlemeden beni özleyeceğini söylediğin için,Eğitimin bütün kitli kapıları açacağını öğrettiğin için,İhtiyacım olduğunda daima orada olduğun için,Hiç bir şeyin kolay elde edilmeyeceğini,başarının çok çalışmak gerektirdiğini öğretiğin için,Hayatın en güzel yıllarını bana adadığın için,Bana sevgimi ifade etmeyi öğrettiğin için,"Benim biricik annem sen olduğun için TEŞEKKÜRLER..."
Ve hepsinden çok evrendeki" En iyi anne"olduğun için
TEŞEKKÜRLER
 

---ŞİMDİ DE BABALARIMIZA TEŞEKKÜR EDELİM---

Teşekkürler Baba;
Kötüsüyle iyisiyle bu dünyada var olmama olanak sağladığın için...
Sana kötü şeylerden bahsederken hep iyi bir noktasını bulup, iyimser olmayı gösterdiğin için...
Çok kızdığım anda beni sakinleştirip ama diye başladığın cümleleri hep olumlu sonuçlandırıp hoşgörülü olmak budur işte dedirttiğin için.
Beni egoistçe yetiştirmeyip insanları sevmeyi öğrettiğin aynı zamanda bana kendimi çok özel ve önemli hissettirdiğin için …
Çocukluğumu, gençliğimi benimle yaşayıp baba olmanın ötesinde arkadaşım olduğun için...
Sana yalan konuştuğum anda bunu anlayıp, bana doğruyu söylemem için ısrar ettiğin ve hata da olsa doğrunun değerini öğrettiğin için…
Hatalar insanlar içindir mantığını gösterip, yaptığım hatalardan ders almamı ve yaşamıma kaldığım yerden devam etmemi sağladığın için...
Bana eğlenmeyi öğrettiğin için...
Özgürlüğümü yavaş yavaş verdiğin ama hep özgür olduğumu hissettirdiğin için...
Bana içinde bulunduğum durumun sonuçlarının nasıl olacağını anlatıp tercih hakkını bana bıraktığın ve hiç bir zaman dikte etmediğin için...
Sana saçma sapan birşey anlatırken dahi beni dinleyip kendimi iyi hissetmemi sağladığın ve hep benimle ilgilendiğini gösterdiğin için...
Hayatın her safasında hep anlayışla davranıp, anlayış kavramının aslında ne önemli olduğunu gösterdiğin için…
Her gece uyumadan önce beni öptüğün, ve sevginin ne değerli olduğunu gösterdiğin için...
Arkadaşlarımla zaman geçirip benden ötede onlarlada bişiler paylaşıp, çevremi tanımama yardım ettiğin için...
Başarılı olmanın aslında ne büyük bir zevk olduğunu gösterdiğin için...
Hiç uyumak istemediğim zamanlarda, uyumak yerine balkonda benimle sohbet ettiğin ve güneşin doğuşunu izlediğin için...
Alışveriş yaparken sana sorduğum soruları bence diye cevaplayarak seçimi bana bıraktığın ve seçimlerime saygı duyduğun için...
Kendin halledebilirsin diyerek özgüvenimi sağladığın için...
Mantığın düşünce bazında ne önemli olduğunu öğrettiğin için...
Her alanda benimle hayatı paylaşmaktan hiç çekinmediğin, ve sonuna kadar bana güvendiğin için...
Ve babacığım
Herkesin bitti dediği gün sen yeniden başlatıp, nasıl başlatılacığını gösterdiğin için...
Teşekkürler Baba
'Sen bir hayatsın baba, yaşadıkça güzelleşen ve güzelleştikçe  vazgeçilmez olan...’
Teşekkürler Allah'ım
Babamın kızı olma gururunu ve mutluluğunu bana yaşattığın için...
Seni ne kadar sevdiğimi, sensiz geçen dakikaların ne çok acı verdiğini ve seni ne denli özlediğimi anlatabilecek kelimelerin yeryüzünde olduğuna inanmıyorum babacığım, canım…

MUTLU ÇOCUKLAR SINIFI ETKİNLİKLERİNE DEVAM EDİYOR.

MUTLU MEKTUPLARIMIZA CEVAPLAR GELDİ.





AİLELERİMİZ TARAFINDAN GÖNDERİLEN MEKTUPLARIMIZI ALDIK.


ÇOCUKLARINA VERDİKLERİ DEĞERİN BİR KARŞILIĞI OLARAK MEKTUPLARINI GÖNDEREN VE BİZİ MUTLU EDEN VELİLERİMİZE TEŞEKKÜR EDİYORUZ.



 
MEKTUPLARIMIZI HEYECANLA AÇTIK.





 
MERAKLA OKUMAYA BAŞLADIK.







 
VE AİLEMİZİN YAZDIKLARINI HEMEN ARKADAŞIMIZA SÖYLEDİK.



Sınıfta yazdığımız mektupları ailelerimize gönderdik.



"Mutlu Çocuklar" postaneye gidiyor. Ellerinde "Mutlu Mektuplar"



Postanedeyiz...Heyecanlıyız...



Postaneyi tanıdık,sorular sorduk ve bilgiler aldık.



Tüm PTT çalışanlarına Teşekkürler...









Lütfen çocuklarınıza cevap yazınız.Siz de postaneye gidip mektubunuzu gönderiniz.